EROL AKYAVAŞ'IN ESERLERİNDE YAZI İMGELERİ VE KALİGRAFİ


Erol Akyavaş 1932’de Ankara’da doğdu, 1999’da İstanbul’da öldü. Babası, Mehmet Emin Paşa’nın oğlu Hasan Tahsin Akyavaş, annesi ise Mehmet Hakkı Paşa’nın kızı Melek Akyavaş’tır.İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra, 1948’de, bir süre misafir öğrenci olarak eğitim göreceği Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesine katıldı ve aynı yıllarda Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne de devam etti, ancak 1949’da eğitimini yarım bırakarak, İtalya’ya gitti ve Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girdi (1950–1953).

Paris’e geçti ve Andre Lhote ve Fernand Leger atölyelerinde çalışmaya başladı. Bu süreç içinde Avrupa modernizmini yakından tanıma olanağını elde etti, geometrik ve soyut yapıtlar üzerinde “kübist formlarla” çalıştı; Cercle et Carre ve Salon des Realites Nouvelles sergilerine katılma olanağını buldu.

Mimarlık, Akyavaş resminde bir alt öğe olarak her zaman devam etti ve plastik bir öğe olarak resminin en önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Öyle ki; sanatçı bir anlamda mimarlığı bırakmamış, onu, yalnızca sanatında ikincil duruma getirmiştir denebilir. (Kepçe, 2012) Mimarlık, resim ve şiirin yanı sıra fotoğrafçılıkla da yoğun bir biçimde uğraşmıştır. Amerika’da bulunduğu ilk yıllarda soyut geometrik anlayıştan uzaklaşarak, gerçeküstücü uygulamalara yönelmiş olan sanatçı, Chicago’dan sonra New York’a gitmiş ve ölüm tarihi olan 1999’a kadar burada yaşamıştır.


Erol Akyavaş’ın Eserlerinde Kaligrafi Kullanımı

New York -şimdi olduğu gibi- ellilerin sonunda da modern sanatta olup bitenlerden haberdar olmak için dünyadaki en uygun yerdi. 1960’ta New York Modern Sanatlar Müzesi’nin (MoMA) koleksiyonuna giren Padişahların Zaferi (1959) isimli eseri, Erol Akyavaş’ı bir Türk sanatçısı olarak dünyada tanıtan ve belki de en bilinen eseri oldu. Akyavaş, resmine vermiş olduğu isimle bir yandan tarihi vurguya yer verirken, eserin dokusu ve deseniyle de hat sanatına duyduğu ilgiyi ortaya koymuştur.



Görsel 1: Erol Akyavaş, “The Glory of the Kings”, 1959, tuval üzerine yağlıboya,121.8x214 cm., (MoMA koleksiyonu).

Erol Akyavaş’ın resimlerinde İslam kaligrafisi iki farklı dönemde ve iki farklı yorumla yer almaktadır. İlki, 1950’de sanatçı arap harflerinin soyut plastik niteliğinden kendi soyutlamacı anlayışı çerçevesinde yararlanmıştır. Moma koleksiyonunda ki eser bu dönemin meyvesidir .(görsel 8) İkindi dönem ise 1980’ler sonrasıdır. Bu dönemde ise İslam kaligrafisine harf, sözcük biçiminde veya tümceler biçiminde hatta okunurluğu ile orijinal biçimini koruyarak kompozisyonlarında görülmektedir. (Kalakuş, 1997)



Görsel 2: Erol Akyavaş “isimsiz”, 1990, tuval üzeri akrilik boya, 84x64cm

Tinsel bir düşünce mesajı olan bu resimler, aynı zamanda resimsel değer olarakta seçkindirler. Sanatçının yaklaşımı, 20.y.y daki kübist ve sürrealist resmin, kaligrafi ve yazıyı hem resimsel hemde içerik unsuru olarak kullanım amacıyla benzeşmektedir.



Görsel 3: Erol Akyavaş “Aklın Hapsi” 1974, Tuval üzeri akrilik, 74x54cm, özel koleksiyon


Işık ve renge yoğunluk verdiği dönemde bile yazıdan, sözden ve harflerden kopmadığı görülmektedir. İkonalar serisinde sikkelerdeki yazıları kullanması, özellikle 1990’larda yapıtlarında net olarak görülmektedir. Bu eserlerde sanatçı sikkelerden hareketle, onu bir ikon gibi betimleyerek idealize etmesine karşın onun aslında, en basit ve etkin bir iletişim aracı olarak alışverişte bir “bozuk para” (meta) olduğunu unutmadığı açıktır. (Kalakuş, 1997)

Türk resminin, modern resmin oluşumu sürecinde taşıdığı kaligrafik izler, İslam kaligrafisi biçiminde oluştuğunu görmekteyiz. İlk zamanlar, belki de ulusallığın etkisinde resmin konusu bağımlı bir eleman olarak kullanılmıştır. Daha sonraları ise, soyut eğilimler paralelinde soyutlayıcı bir unsur olarak ve soyut ekspresif bir biçimde varlığını hissettirmiştir.

Türk resminde 1950 sonra çağdaşlaşma eğilimleriyle soyut resim uygulamaları Doğu-Batı sanat anlayışının sentezi kaygısıyla İslam kaligrafisi özgünlük olarak ortaya çıkmıştır. Geleneksel sanatımızdan olan kaligrafiyi pentür ile bütünleştiren Erol Akyavaş bu bağlamda önder bir kişilik olduğu eserleri ile saptanmıştır. Disiplinler arası araştırmalarını eserlerinde yansıtan sanatçı mimarlık, fotoğrafçılık ve ressamlığı ile sanatını en özgün biçimde kanıtlamıştır.




10 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Sanata Dair